Binlerce yıllık tarihi eserler Hollywood yıldızlarının boynunda: Tepkiler çığ gibi büyüdü

Img

Son dönemlerde, Hollywood yıldızlarının, müzelerde bulunması gereken binlerce yıllık tarihi eserleri boyun ve kulaklarında sergilemesi eleştiri oklarının hedefi haline geldi. Amerikalı oyuncu Zendaya, yakın zamanda İran’a ait ve yaklaşık 2 bin ila 3 bin yıllık olduğu değerlendirilen altın parçalarından yapılmış küpelerle kameraların karşısına çıktı. Avustralyalı oyuncu Margot Robbie ise 2026’nın başında, Babür döneminden kaldığı değerlendirilen tarihi bir elmasla poz vermişti.

Söz konusu tarihi eserlerin, Batı’daki mücevher şirketlerinin ve zengin özel koleksiyonların eline nasıl geçtiği belirsizliğini korurken ülkelerinden koparılan tarihi eserlerin, yeniden tasarlanarak Hollywood yıldızlarının kullanımına sunulması, kültürel mirasların nasıl Batılı zenginler için bir nesneye dönüştüğünü ortaya koydu.

ZENDAYA İRAN ESERLERİNDEN YAPILMIŞ KÜPELERİ TAKTI!

Zendaya, Christopher Nolan’ın The Odyssey filminin Londra’da gerçekleşen tanıtın etkinliğindeki fotoğraf çekimine, yaklaşık 3 bin yıllık İran eserlerinden yapılmış küpelerle katıldı.

Mücevher şirketinin tanıtımında, söz konusu parçalar, “MÖ birinci binyıla ait İran kökenli Ziwiye altın madalyon plakaları” olarak tanıtılırken antik altın plakaların, İngiliz mücevher tasarımcısı Glenn Spiro tarafından 2018 yılında bazı eklemeler yapılarak küpeye dönüştürüldüğü öğrenildi.

Eserlerin, 2020 yılında Londra merkezli Barron tarafından satın alındığı ve şirketin özel koleksiyonuna katıldığı kaydedildi.

İRAN’DAN NASIL ÇIKARILDIĞINA İLİŞKİN KAYIT YOK!

Sol Haber’in aktardığına göre, plakaların, İran’dan ne zaman, kim tarafından ve hangi yollardan çıkarıldığı hakkında ise, kamuoyuna açıklanmış bir kaydın bulunmadığı ifade edildi. Zendaya’nın taktığı küpeler, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını devam ettirdiği bir dönemdeyken ayrıyeten tepki çekti.

The New Arab’a açıklamalarda bulunan İslam Tarihi ve Sanatı araştırmacısı Zirrar Ali, tarihi eserlerin Batılı ünlüler tarafından aksesuar olarak kullanılmasını “iktidar ve tahakküm gösterisi” olarak değerlendirdi.

Ali, Batı’nın, İran’ın ve bölgedeki diğer ülkelerin antik tarihine el koyduğuna işaret ederek “Batı, yalnızca aldığı eserleri geri vermeyi reddetmekle kalmıyor; bu eserleri kullanan seçkinleri, geçmişte o topraklarda hüküm süren hükümdarların simgesel konumuna da yerleştiriyor” ifadelerine yer verdi.

TEPKİLER ÇIĞ GİBİ BÜYÜDÜ

Zendaya’nın kullandığı tarihi plakaların, İran’ın kuzeybatısında yer alan Ziwiye bölgesine atfedilmesi de eserlerin kökeni hakkındaki tartışmaları tırmandırdı.

Ziwiye Hazinesi” adı verilen altın, gümüş ve fildişi eserler 20. yüzyılın ortalarından itibaren uluslararası antika piyasasında görünmeye başlarken birçok parçanın bilimsel yöntemlerle yapılan kayıtlı bir kazıdan elde edilmemesi, hangi eserlerin gerçekten Ziwiye’ye ait olduğu noktasında soru işaretlerine yol açtı.

Penn Müzesi tarafından yapılan araştırmalara göre, eserlerin önemli bölümü, arkeolojik bağlamları belgelenmeden tüccarlar aracılığıyla dünya piyasasına dağıldı. “Ziwiye” ismi, zaman içinde sadece belirli bir arkeolojik alanı değil sanat piyasasında farklı kökenlerden gelen eserleri daha değerli göstermek için kullanılan bir etiketi de ifade etmeye başladı.

“KAÇAK ANTİKA PAZARI TEŞVİK EDİLİYOR”

Ziwiye’ye atfedilen çok sayıda eserin; Metropolitan Sanat Müzesi, Louvre ve British Museum gibi Batılı kurumların yanı sıra özel koleksiyonlarda bulunduğu biliniyor.

Bu sebeple Zendaya’nın taktığı plakaların Ziwiye’de bulunmuş olduğu kesin bir şekilde kanıtlanmadı fakat parçaların İran’a ait antik eserler olduğu ve ülkeden çıkarılma süreçlerinin kamuoyuna açıklanmadığı bizzat mücevher şirketinin tanıtımından öğrenildi.

Arkeologlar, söz konusu duruma tepki göstererek gerçek tarihi eserlerin neden takı haline getirildiğini ve bunların yerine kopyalarının neden kullanılmadığını sordu. Arkeologlar, eserlerin takı olarak kullanılmasının antik eserleri tanıtmaktan çok geçmişi fetişleştirdiği, eserleri sınıfsal statü göstergesine dönüştürdüğü ve kaçak antika pazarını teşvik ettiğini ifade etti.

BABÜRLERİN MİRASI KIRMIZI HALIDA!

Söz konusu tartışmalar, ocak ayında da gündeme gelmiş ve Margot Robbie’nin Los Angeles’taki Wuthering Heights galasında taktığı “Tac Mahal Elması” eleştirilere neden olmuştu.

Robbie, 28 Ocak’ta gerçekleşen galaya Elizabeth Taylor’ın eski koleksiyonunda bulunan, Cartier tarafından altın ve yakutlarla çevrelenmiş tarihi elmas kolyeyle katıldı.

Kalp biçimindeki elmasın üzerinde Farsça “Nur Cihan” ile 1627 yılına karşılık geldiği değerlendirilen rakamların bulunduğu bildirildi. Nur Cihan, Babür İmparatoru Cihangir’in eşi ve dönemin en etkili siyasi figürlerinden biriydi.

HİNDİSTAN’DAN NASIL ALINDIĞI BİLİNMİYOR!

Hindistan hükümeti, 1970 yılında Amerikalı takı tasarımcısı Kenneth Jay Lane’i ülkenin el sanatları sektörü konusunda danışmanlık yapması için davet etmiş ve Lane’e, Cartier’de çalışan mücevher uzmanı Rosemarie Kenmore da eşlik etmişti.

Kenmore’un bu yolculuk sırasında Hindistan’dan 90 tarihi mücevher satın aldığı, bunların en değerlisinin daha sonra “Tac Mahal Elması” adıyla bilinen taş olduğu ifade edildi.

Fakat elmasın nerede bulunduğu, kime ait olduğu, hangi aracıların elinden geçtiği ve Hindistan dışına çıkarılması için gerekli yasal izinlerin alınıp alınmadığı belirsizliğini koruyor. Bu nedenle eserin “çalındığı” kesin biçimde belgelenemedi.

Cartier, antik taşı 1971 yılında altın ve yakutlardan oluşan yeni bir kolyeye yerleştirdi ve Richard Burton kolyeyi 1972 yılında Elizabeth Taylor’a doğum günü hediyesi olarak verdi. Böylece, Hindistan’a ait ve Babür kültürünün bir parçası olan bu tarihi eser, Hollywood’un ünlü aşk hikayelerinden birinin simgesi haline getirildi.

TARİHİ ESERLER MÜZEDE DEĞİL ZENGİNLERİN BOYNUNDA!

Batılı devletlerin sömürge haline getirdikleri ya da askeri ve siyasi müdahalelerle istikrarsızlaştırdıkları ülkelerden çıkarılan tarihi eserler, uzun süredir British Museum, Louvre ve Metropolitan gibi kurumlarda sergileniyor.

Müzeler bu eserleri “insanlığın ortak mirası” olarak sunarken getirildikleri ülkelerin iade taleplerine olumsuz yanıt veriyor. Özel koleksiyonlarda bulunan eserlerin durumu ise daha da karanlık. Bilimsel kayıt ve kamusal denetimin dışında kalan bu varlıklar el değiştiriyor, parçalanıyor, yeniden tasarlanıyor ve lüks tüketim ürünlerine dönüştürülüyor.

İran, ABD tarafından bombalanırken İran’ın binlerce yıllık tarihi eserleri Amerikalı bir oyuncunun aksesuarına, Hindistan’ın Babür mirası ise Hollywood galalarında sergilenen milyonlarca dolarlık bir kolyeye dönüşüyor.

yok

Author: Ece Doğan